Pazartesi, Ocak 29, 2007

şapka

adımdaki şapka yerli yersiz uçuyor. rüzgârlı havalarda yanına alma, diyor annem.

Cuma, Ocak 26, 2007

my neck hurts

‘cause i’ve been cutting moons

Perşembe, Ocak 25, 2007

gökyüzü

tuttum onu. çatısı olduğu halde spor yapmamış kolundan. eski evimin sokağına önce. biraz yürüdükten sonra yonca apartmanı. burada büyüdüm dedim. burada büyümene çok sevindim dedi. bahçeyi sevdi sanırım. bahçe katında büyümemi. çocukluk fotoğraflarım var onun hiç görmediği. o bahçede çekilmiş. saçlarım yine böyle. koşarken. karpuz kollu elbiseler içinde. annem pek pantolon giydirmezdi bize. elbiselerle büyüdük. ben ve diğer kız kardeşlerim işte. sonra ilkokuluma götürdüm. okulun bahçesine. ökkeş amca'dan çubuk kraker aldığımız köşeye. ökkeş amca'nın sattığı çubukların mikroplu olduğunu hangi öğretmen yutturmuştu bize? çocukluğuma ilişkin başka şeyler de vardı tabii. onları anlatmakta da gecikmedim. bükeyi, büke'nin bana doğum günümde aldığı hediyeyi. sonra o doğum günümü. tamamen benim uydurduğum.. çocukluk dedim, gökyüzü gibi bir şey. hep başımızın üstünde. hmm?

Çarşamba, Ocak 10, 2007

Perşembe, Aralık 28, 2006

fil

ne diyordum, dedim, epeydir bir şey demiyordun, dedi günlük. hayatıma makas atılmış gibi oluyor bazen. aniden çark ediyor bir şeyler. solsam sağa, sağsam sola.. yukardaysam daha yukarıya, aşağıdaysam çapraza. sahi fil nasıl ilerliyordu satrançta? babamı artiz, beni de bekar tiyatroculara döndüren gazete, bir perşembe günü daha yapacağını yapıyor bana. ah lula, ne bu cümleler böyle. silkelen, kendine gel. sevgi neydi? emek miydi? hah, evet, oradan alalım.. iç sesler yazına hakim olmaya çalışırsa bir süre bekle, der annem hep. öyle yapıyorum ben de. onlar gidene dek size bir şeyler anlatayım istiyorum. mesela; mmm, çarpım tablosunu ezbere biliyorum ben artık.. nasıl ama..
21:30
ağlamamak istiyorum aslında ama nasıl oluyor.. biri bir şey demiş gibiyim. kötü bir şey. ama aslında kimse bir şey demiyor, kötü bir şey.. gece mesaisinde kim eleni karaindrou dinliyor? ağlayan çayır falan diyor sevinç bazen. ağlamaklı değilim ben aslen. hep, herkesten çok güldüğümü söylerler. nicelik ve nitelik olarak.. kahkahamı herkesler bilir ve bana kahkaha attırmak hendekten deve atlatmak kadar zor bir şey değildir. canım sıkkın ama bugün. cümlelerim devrik ve sağ işaret parmağımdaki yara iyileşmiyor. hani hemen iyileşiyordum, masrafsızdım ben? beni benden başkası kandırmıyor zaten..

Gömmeden önce biraz gezdirin beni

Cumartesi, Aralık 23, 2006

Cuma, Aralık 08, 2006

o kim?

telefon çalar. zzzzZZZZrrr
- ah naber?
- iyilik senden?
- gastedeyim işte hâlâ, çok sıkılıyorum. senin nasıl gidiyor okul?
- eh, sınavlara giriyorum işte..
- hayat nasıl gidiyor peki?
- o kim tanımıyorum..

Salı, Aralık 05, 2006

sevgi

ve sevgi çıldırdı..

Cumartesi, Aralık 02, 2006

tokat

bu sabah metroda tuhaf bir şey oldu. ben oturuyordum, yanımdaki kadın ve ufak çocuğu da durakta inmek için ayağa kalktı. ani frenle sarsılınca çocuk, yere düşmesin diye tuttum onu. dengesini sağlayınca bana tokat attı. gülümseyip diğer yanağımı uzattım. o bir şey anlamadı, annesi de sanırım. yine de çocuğu adına özür diledi kadın. önemli değil dedim, yine, gülümseyerek...

Çarşamba, Kasım 29, 2006

Cuma, Kasım 24, 2006

nar

"Kasım gelince aralık da geliyor, bu kötü.
Ama mesela saat 5 olunca 6 da oluyor, buna bayılıyorum."
nar
(benden başkası nar demiyor ona. ama ona nar kadar yakışan başka bir isim bulamadım ben.)

Salı, Kasım 21, 2006

teşekkürler

"ben giyilmesi zor giysiler giyerim benim vaktim var
desen ne çıkar

...."

Cuma, Kasım 10, 2006

Cumartesi, Kasım 04, 2006

Çarşamba, Kasım 01, 2006

sick child

uyum

morun yeşile yakıştığı kadar yakışmak istiyorum kendime.

unufak

'sendrom' yerine 'hastalık tablosu' yazmamı öneriyor word, sevgili günlük. ağlamak istedikçe ağlıyorum. ben bugün bütün çarşambalardan daha yalnızım.

back in coma

günlerden çarşamba. en çok çarşambaları severdim ben eskiden, ama bunu daha önce demiştim, biliyorum. demediğim bir şeyi demeyi beceremiyorum çoğu zaman. bu sabah anneme de daha önce dediklerimi diyecektim. sustum. o da hep dediklerini yineliyor. bu sabah da susmadı, ne dediyse evvelden, tekrar etti. yolda ablamla konuştum. aşığım dedi. ben anlamsız bir kahkaha attım. bilmiyorum sevgili günlük, yeminlen bilmiyorum. âşık olamayacak kadar elden ayaktan kesildim. öptüm onu. yapma böyle dedi. nasıl yapmayayım dedim. dalga gibi işte, dedi. ne dalgası dedim. seviniyorum dedim. içimizden birinin aşık olması ne kadar güzel dedim. üç dakka durma dedim. bir şey yap dedim. yürüyorsan koş, oturuyorsan kalk, kalkmışsan takla at, elini kolunu salla, bir yabancıya selam ver, bir tanıdıktan selam al. susuyorsan konuş, konuşuyorsan sus. güleceksen kahkaha at, gülmeyeceksen git yat uyu. içimden dedim bunları. dışımdan marion dinledim. comeback. yağmur yağmaya devam etti. anorağımı giymek için vakitlerden erkendi, sıcak sıcak yaslandım cama. macar eziyeti bunlar dedim yanımdaki yabancıya. duymuyorum dedi. nasıl olur dedim, kulağında kulaklık olan benim. ben de ona şaşıyorum ya zaten dedi. iyi o zaman, bir dahaki sefer siz takın kulaklığı dedim, ama marion dinleyemezsiniz. niyeymiş o dedi. bilmem, âşık gibisiniz dedim. ablanızla karıştırıyorsunuz dedi, âşık olan o. benziyorsunuz ama profilden dedim, onun çenesi de aynı sizinki gibi. çenem düşük mü benim, dedi. ebru çapa mı okuyorsunuz siz dedim, ölmedi mi o hâlâ? yaşıyor sanırım, giderek kilo alıyor ama. geçelim dedim. olur dedi.

Cuma, Ekim 27, 2006

annem diyor ki

"bekâr tiyatrocular gibi sefil bir hayat yaşamanızı istemiyorum."

Perşembe, Ekim 26, 2006

yol

gölbaşı. ankara vilayetler evi. sahralar möble. ulaşan hotel. my garden. maç tarımsal sanayii. kulu 83. konya 230. bala. kırşehir. d-260. bala 37. kırlangıç. bir bulut önümüzü kesti. kaleboğaz evleri. radar))) satılık bahçe. yazıt matbaa. nico. these days. adaklık koyun bulunur. sollama yasal. kavak ağaçları. inek çıkabilir. beynam. 112. beynam köyü dayanışma derneği. bala 29. kırşehir 150. kaygan zemin. tek yön. bala 19. kırşehir 140. leylâ’nın saçları. iftara kaç dakka kaldı? kapat o camı. 06 be 591. eryıldırım yem sanayi. koyunlar. bala 9. kırşehir 130. civanım kuruyemiş. bala lisesi. 06 c 5862. düğünlere gezilere gidilir. bunun bir rüya olduğunu hemen anladım, çünkü annen beni asla evine almazdı. uyku. düşünceli çoban. büyük boyalık. karakeçili 5. kırşehir 100. acıktım. tutku? otogaz 20 m. karadeniz yağ 10 ytl. sanırım kaybolduk. karaahmetli belediyesi. kesin kaybolduk. leylâ’nın uykusu. güzel uyku. uyu.

Perşembe, Ekim 19, 2006

post-it

"iyiysen yanında ıslık çalıyor, kötüysen elimi başının üstüne koyup gözlerimi kapıyorum."

Çarşamba, Ekim 18, 2006

today she took a train to the west

filmlerde olur bazen. kadın alelacele toplanır. öyle gitmek istiyorum. tam şimdi, tam burdan. hiç adamakıllı kaçmışlığım yok evden. ama adamakıllı delirmişliğim çok. süt beyazı boynumdan akacakmış gözyaşları.
yalancı.

Cumartesi, Ekim 14, 2006

yol burada ikiye ayrılıyor.

Çarşamba, Ekim 11, 2006

gönül

kotum yıkanmış. bir yandan içine sığmaya çalışıyor bir yanda da dün akşam e.nin masada söylediklerini düşünüyordum. annem geçerken uğrayıp, 'o pantolonun içine sığmak için sarfettiğin çabanın yarısını odanı toplamak için harcasan ya' dedi. anneme 'yıkanınca daralıyor' diyecek, içimden de de e.nin cümlesini tekrar edecektim. ne olduysa işler şaştı. anneme "gönlü yoktur" dedim, içimden de "yıkanınca böyle oluyor napim.." annem şaşkın şaşkın baktı. durumu düzeltmeye çalışmadım. trençkotumu elime aldım. fonda hala billy bragg çalıyordu.