Pazar, Nisan 23, 2006

bugün öğrendiklerim

bugün hayata dair yeni şeyler öğrendim. yeni olmayan şeyler de öğrendim ama tabii onlara öğrendim denmez, farkettim denir. bunların kronolojik olmayan sırası şöyle:
1. çocuk gibi olduğum düşünülüyor. bunun nedenlerini araştırmaya çalıştıysam da pek muvaffak olamadım. ama birkaç ipucu yakaladım. cıvıl cıvıl ve ani hareket ediyormuşum. yoksa öyle çocuk taklidi yapan biri olmadığımı onlar da biliyorlarmış. (gidelim yerine didelim diyen kızları kastediyorum elbette.) pembe giyindiğimde otomatikman yanaklarım da pembeleşiyormuş ki bu da bana ufak bir kız çocuğu görünümü bahşediyormuş. hem ben küs taklidi yaparken de bir hayli çocuklaşıyormuşum.
2. yunanistana giden mesai arkadaşı küpe seven birine küpe alıyor.
3. kart atmak, insanların aklına gelmeyen, sizin tarafınızdan akıllarına getirildiğinde de "öyle saçma şey mi olu?" denilen bir aktivite olmuş.
4. 23 Nisan şenliklerinin birine haber için gidildiğinde muhabir balonları görüp şaşkınlaşırsa foto muhabir onları toplayıp hediye edebiliyor. söylense de arada.
5. bir otelin lobisinde pembe balonunun lastik ipini bir çekip bir bırakan muhabir, muhabirden çok muhabir taklidi yapan, hani çocuk bayramlarında tbmm koltuğuna oturan veletler gibi, anlarsınız ya, işte öyle sahte bir muhabir gibi duruyor.
6. arabada sigara içildiğinde önce tertemiz saçlar dumanı çekiyor. her zaman her yerde en temiz saç benimkisi mi oluyor? (bunun üzerinde daha çok düşünmeliyim)
7. okuduğum kitabı çok seversem, eve varmak istemeyen çocuklar gibi adımlarımı küçültüyorum. ah, yine çocukluk.. bilerek olmadı öğretmenim. ben alinin yanına oturmamak istiyordum aslında. küçük çocukların cinsiyeti olmaz gibi geliyordu. ama alinin saçları niye öyle güzeldi hala anlamıyorum. cinsiyetsiz biri için fazla güzeldi. benimse kıvırcık saçlarımı toka tutmuyordu çoğu zaman. beraber top oynadığımızda da hep aciz kalıyordum. topun kırmızı oluşu beni rahatsız ediyordu bir kere. bana kalsa beyaz olmalıydı, kırmızı gergin bir renk. 16 yaşından küçüklere yasaklanmalı.
8. konuyu dağıtırsam toplayamıyorum.
9. ani difranco "you had time"ı söylerken, beynimden kalbime inceden bir tünel kazılıyor, trenler değil de hep tırtıllar ilerliyor. kalbimde kelebek olacaklar gibi geliyor.
10. yanılgılar sabahları eksiltiyor.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

lula hayat bazen çok acımasız, sen, ben bir de balon olursak belki başedebiliriz..

lula dedi ki...

yer: gloria jeans cafe, hisar
günlerden: pazar
saat: akşam olmuş gibi

garson yaklaşarak sorar:
-kaç kişisiniz?
lula cevap verir tüm ciddiyetiyle:
-ben, güneş, balon..

la luz dedi ki...

..ve bu son cümle uzun süre havada asılı kaldı.=))