Pazartesi, Ekim 24, 2005

come up to scratch

evin içinde timo maas gibi dolanıyorum bir kaç gündür. çünkü ablam ada'ya son gidişinde i-podu da yanında götürdü. bize de evdeki müzik çalarlarla idare etmek düştü. odalararası ulaşımda ses kalitesi düştüğü için ben diskmani tercih ediyorum. ve haliyle kulağımda kulaklıkla izole bir hayat yaşıyorum. sık sık da kulaklığın tekini kulağımdan uzaklaştırıp şu cümleyi sarfediyorum : "biri bana mı seslendi?". bana seslenseler de bir seslenmeseler de artık. dün gece teyzemle konuşurken de bu durumdan bahsettim. "ben de istiyorum ondan" dedi heyecanla. duymak istemiyormuş bazen kimseyi. "işe yarıyor" dedim. işe yarıyor cidden. yani ben başka bir iş için kullanıyorum ama bonus olarak o işe de yarıyor. kapıya da telefona da bakmıyorum. ve de yüksek sesle şarkı söyleyişime anlayış beklemek durumunda da kalmıyorum. "deliyim ve ne yapsam yerim" bakışı atıyorum. bu sabah da neredeyse kendimden geçerek "blood roses"ını söylüyordum tori amos'un. hele bir yerde tori çığlık çığlığa "god knows i've thrown away those graces" diyor ya, işte orda ben de çıldırasıya eşlik ediyorum. hayır, pişman değilim; yine olsa yine yaparım.
.
geçen gün takside susuşum hakkında; aslında genelde, hayat içersindeki susuşum konusunda biraz fikir yürüttüm. yürürken daha çok düşünüyor ya insan. ama ben yine pek muvaffak olamadım. tek hatırladığım ben sustukça karşı tarafın sinirlerinin daha çok bilendiği. lisede elif'le de böyle bu vakamız olmuştu. olayı anlatmaya lüzum yok ama ben biraz incinmiş biraz da toyluğumdan sanırım çaresiz hissetmiştim kendimi. neyse efendim, netice itibariyle küsüşmüştük. pek tabii her boşanan çift gibi biz de ilk iş olarak sıraları ayırmıştık. ben nereye geçmiştim hatırlamıyorum. belki hale'nin yanına, emin değilim. konu bu değil. elif o günleri hatırlatırken daima "sen küsken çok acımasızsın" der. oysa acıma duygum değil mi beni suskun ve sakin kılan? yani elim belimde, hakkımı aramak adına çıkışsam daha mı iyi? hiç hoşuma gitmez öyle durumlar. böyle olmadığım gibi olunmasından da yana değilim. o hakkımı ben bir ara bir şekilde alırım. böyle ucuz numaralara gerek yok. işte o vakit de, galiba 2 ay kadar falan, susmuştum. elif ara ara gelip, bana olan kızgınlığını belli ediyordu ama ben sanırım hissizleştirmiştim kendimi, tepki vermiyordum. -başka zaman, başka bir mevzuda elif bu durum için 'sen sinirlenmedikçe ben daha çok sinirleniyorum' diyecekti.- tepkisizlik bilgelik değildi lakin. evde uzun tiratlar atıyordum. kendimle barışamıyordum. umarsızlığım umutsuzluktandı sanırım. ben hiç layıkıyla sevilemeyeceğimi düşünüyordum. çünkü elif'le de küsüşümüzün sebebi -okurken yine inkâr edecek sanırım- tamamen benim onu korumaya çalışmamdı. neyse. ben buraya nerden geldim? elbette barıştık. o zaman cep telefonları yeni icat olmuştu. bir heves kullanıyorduk. bir film sırasında sanırım, ön koltuktan mesaj atmıştı, "kantinde konuşabilir miyiz?" diye. öyle işte.. ağlaya ağlaya barışmıştık. hiç şüphesiz evlilik bizimkisi. aynı sırada oturmaya, yine sabahlara kadar telefon görüşmesi yapmaya ve elbette ders çalışmamaya kaldığımız yerden devam ettik. ama susuyorum ben hâlâ; en çok konuşmam gerektiğini düşündükleri anlarda ben hâlâ susuyorum. eskiden kalmış bir alışkanlık sanırım.
.
sahur editi: susmazken daha sevimliymişim; öyle dedi annem bu konu hakkındaki görüşünü belirtirken. buradan kendisine en yere göğe sığmaz, en haşarı, en capon smiley mi yolluyorum: "=)"

5 yorum:

Adsız dedi ki...

bugün de tat aldık sevgili lula, sayende biraz daha...

anneye saygılar, belki bana da yicek bişiler yollar die diil walla. ;o

herşey gönlünce oluşsun.

a.o.
2005102501

lula dedi ki...

annem sadece, güvenlik görevlilerine, bahçıvanlara ve bekçilere yiyecek ve içecek yollar, o kadar. hobisidir bu. bir de alış-veriş merkezleri garajlarına park edemez. fobisi de budur.

lula

Adsız dedi ki...

ben de kendi güvenliğimi sağlıyorum, demek bana bir şans var? ekip biçiyoruz da ayrıca. :)

şişli cevahiri de denesin, belki orası daha kolay gibi.

şaka bir tarafa özel saygılar O'na.

dostlukla...

a.o.
2005102502

Adsız dedi ki...

lluullaaa bidaha beni koruma tamam mi?

we mumkunse hic susma...

cunku ben sensiz cok eksik hissediyorum kendimi...

lula dedi ki...

pervane;

her şey; bir resim bile, eksiltmeyle çoğalır. mış. öyle demişti biri eskiden. şimdilerde böyle şehir efsaneleri duymaz oldum. bu sebeple eksilmemen mi iyi; yoksa bir nokta kadar sadeleşmen mi, bir fikir veremeyeceğim. ama iyi ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta yanındayım. bunu diyebilirim, evet.

"gelini öpebilrisiniz"

t.